-
1. Gün
1.Gün Tur Güzergahı
1.Gün
Alanya bölgesi misafirlerimiz ile sabah erken saatte heyecanlı İzmir turu için yola çıkıyoruz. Antalya havalimanında Antalya bölgesi misafirleri ve Rehberimizle İzmir uçuşu için buluşuyoruz.
Hava limanında Aracımızın bizi karşılaması ile otelimize doğru yola çıkıyoruz. Otelde giriş işlemlerini yaptıktan sonra kahvaltı için şehir merkezine doğru yol alıyoruz.
Kahvaltı molasından sonra İzmir şehir merkezi turumuza başlıyoruz.
İzmir, Türkiye'nin Ege kıyısında yer alan bir şehirdir. Antik çağda Smyrna olarak bilinen şehir, Yunanlılar tarafından kurulmuş, Romalılar tarafından ele geçirilmiş ve Büyük İskender tarafından yeniden inşa edildikten sonra 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olmuştur. Günümüzde, geniş arkeolojik alanları arasında, artık açık hava müzesi olan Roma Agorası da bulunmaktadır. İskender döneminde inşa edilen tepedeki Kadifekale (Kadife Kale), şehre hâkim bir konumdadır.
Konak Meydanı, İzmir’in en meşhur meydanlarının başında geliyor. İzmir şehir merkezi denince ilk akla gelen Konak Meydanı. Burası Saat Kulesi, İlk Kurşun Anıtı, Yalı Camii, Konak İskelesi ve daha birçok kültürel mekânla Türkiye’nin en önemli buluşma noktalarından biri. Meydan 24 saat yaşayan bir merkez konumunda, çevresindeki aydınlatmalar ile meydan geceleri ayrıca güzelleşiyor. Konak Meydanı etrafında İzmir Körfezi manzaralı parklar, yürüyüş alanları, mağazalar, kafe-restoranlar yer alıyor. Ayrıca Konak Meydanı Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Alsancak Sevgi Yolu gibi popüler lokasyonlara da çok yakın.
Saat Kulesi, 1901 yılında Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılını kutlamak amacıyla yaptırılmış. Özgün mimarisiyle dikkat çeken Saat Kulesi sekizgen bir yapıya sahip ve 4 katlı toplam 25 metre yüksekliğinde. Saat Kulesi, Konak Yalı Camii’nin hemen yanında, Kemeraltı Çarşısı’nın ise girişinde yer alıyor. Eşsiz bir İzmir simgesi olan Saat Kulesi ile ilgili ilginç bir bilgi daha var. Saat Kulesi’nin bir maketi Safranbolu’da bulunan ve 2012’de açılan Zamanın Tanığı Saat Kuleleri Parkı’nda yer alıyor.
Tarihi Asansör, aşağıdaki Mithatpaşa Caddesi ile yukarıdaki Halil Rıfat Paşa semtini birbirine bağlıyor. Bina yaşlı, hamile ve çocukların 155 basamaklık dik merdivenleri tırmanmasının zorluğuna çözüm üretmek amacıyla 1907 yılında Nesim Levi tarafından inşa ettirilmiş. Kulenin tuğlaları Marsilya'dan olarak özel getirilmiş. Uzun yıllar kişilerin mülkiyetinde kalan asansör binası 1983’te İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlanmış ve restore edilerek 1992 yılında hizmete açılmış. Aktif olarak hizmet vermeye devam eden asansörden İzmir’in eşsiz manzarasını panoramik olarak izleyebilirsin. Asansörün en üst katında bir cafe ve seyir terası yer alıyor.
Tarihi Asansör’ün hemen alt girişindeki yer alan Dorio Moreno Sokağı, Arnavut kaldırımlı dar ve küçük bir sokak. Burası karşılıklı sıralanmış Rum evleri, sanat atölyeleri, galerileri ve sokağı süsleyen eşsiz heykelleriyle meşhur. İzmir’in simgelerinden biri haline gelen Dorio Moreno Sokağı, adını İzmir aşığı, ünlü bir müzisyen olan Dorio Moreno’dan alıyor. Müzik etkinliklerinin de düzenlendiği sokakta, eşsiz dekorasyonlara sahip cafeler şehrin uğrak noktalarından.
Kemeraltı Çarşısı, İzmir’in hatta dünyanın en eski çarşılarından biri. İstanbul için Kapalıçarşı ne ise İzmir için de Kemeraltı Çarşısı odur. Kemeraltı Çarşısı 1650-1670 yılları arasında yaptırılmış. Aslında üzeri kapalı, tonozlu ve kiremit örtülü inşa edilen çarşı günümüzde büyük bir açık hava pazarı konumunda. Yaklaşık 5 km’lik bir alana yayılmış olan Kemeraltı Çarşısı’nda 15.000’den fazla dükkân ve mağaza yer alıyor. Bu özelliğiyle İzmir’de alışveriş denildiğinde akla gelen ilk mekân.
Kemeraltı Çarşısı’nda birçok han, cami ve çarşı da yer alıyor. Kızlarağası Hanı, Abacıoğlu Hanı, Yeşildirek Hamamı ve Çarşısı, Hisar Camii ve balıkçılar pazarı Kemeraltı Çarşısı’nda bulunan ve akla gelen ilk duraklardan.
Şehir merkezi turumuzun ardından otelimize dönüş yapıyoruz.
Akşam yemeği otelde.
Konaklama İzmir Park Inn By Radisson Hotel
-
2. Gün
2.Gün Tur Güzergahı
Sabah kahvaltısını Otelde yaptıktan sonra ilk durağımız olan Alaçatı’yı ziyaret için yola koyuluyoruz.
Çeşme denilince akla gelen ilk yer olan Alaçatı, tarihi taş evleri ve yılın her günü rüzgârlı olması sebebiyle son yıllarda yoğun bir şekilde ziyaret edilen bir tatil merkezi haline geldi. Taş evleri benim gibi kültür ziyareti meraklılarını mest ederken bol rüzgârlı havası da rüzgâr sörfü (windsurfing) ve uçurtma sörfü (kitesurfing) yapanların ilgisini çekiyor.
Antik dönemdeki ismi Agrillia olan Alaçatı adını “Alacaat” ismindeki Osmanlı aşiretinden alıyormuş. Alaçatı’da Osmanlı döneminde Rumlar ve Türkler bir arada yaşıyormuş. “Alacaat” kelimesini Rum dilinde söylemek zor olduğu için kelime zamanla değişmiş ve Alaçatı haline gelmiş. Eski bir Rum köyü olan Alaçatı bu dönemden kalmış olan tarihi taş evleriyle insanı büyülüyor.
Arnavut kaldırımlı dar sokaklarında yürürken etrafınızdaki eski taş evleri incelemenin zevki bir başka oluyor. Hele bu evler rengârenk begonvillerle süslü ise kartpostallardan çıkmış bir görüntü sunuyor bizlere. Bu anı ölümsüzleştirmek için hemen telefonunuza ya da fotoğraf makinenize sarılacaksınız. Ayios Konstantinos Kilisesi,Hem cami hem kilise özelliklerini barındıran bu yapı, Alaçatı’daki hoşgörü kültürünü yansıtıyor. Mimari açıdan da oldukça etkileyici. İçinde küçük bir şapel de hâlâ korunuyor.
Alaçatı ziyaretimizin ardından kendimizi Altınkum plajı ile birlikte anılan Çeşme’ye atıyoruz.Şehir merkezi ve köyleri ile gezintimizin ana kaynağını oluşturan Çeşme’ye kısaca bakıyoruz.
İlk çağda CYSUS adıyla bilinen Çeşme, Anadolu’nun batı kıyısında MÖ 1000 yıllarında kurulduğu tahmin edilen 12 İonya kentinden biri olan ERYTHRAI (ERİTRE)’nin Ildır iskelesiydi.Çeşme’nin bugünkü adını denizcilerin su temin ettikleri “çeşme”lerden aldığı sanılmaktadır.Bugün arkeolojik ve turistik yönden büyük önem taşıyan ERİTRE MÖ 7. ve 8. yüzyıllarda büyük bir iktisadi güce sahip olmuştur. Bu dönemde kent, Doğu Akdeniz özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor ve (CHIOS)-SAKIZ Adası ile esir ve şarap ticaretini elinde tutuyordu.
Çeşme Kalesi, Osmanlılar zamanında 1508 yılında 2. Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. İlçe isminden anlaşılacağı üzere birçok tarihi çeşmeye sahiptir. Mezarlık bölümündeki su terazisi zamanımıza kadar sağlam kalabilmiştir. Çeşme’nin çeşitli mahallelerinde 18.ve 19. yüzyıllardan kalma Anonim Çeşme, Kaymakam Çeşmesi ve Molla Çeşmesi adı ile anılan üç önemli Çeşme vardır.
Çeşme kıyılarındaki yirmiye yakın plajın en tanınmışı ve en büyüğü Ilıca Plajı`dır. Burada, deniz ve kum olağanüstü güzellikler sunar. Pırlanta, Çiftlik, Çatalazmak, Küçükliman, Şifne, Germiyan Yalısı, Ildırı Plajları diğer tanınmış plajlardır.
Çeşme termal sular açısından zengin bir ilçedir. Ilıca, Şifne, Yıldızburnu gibi pek çok mevkiden kaynayan şifalı sulardan günübirlik ya da çevredeki tesislerde konaklayarak yararlanmak mümkündür.
Çeşme yerel lezzetlerinin olduğu yöresel restoranlardan birinde öğle yemeği molası verdikten sonra, bugünün son durağı olan Urla’ya doğru yola koyuluyoruz. Urla’da ilk durağımız şarap tadımı yapacağımız Urla Şarapçılık tesisinde.
Urla, 40 kilometrelik kıyı şeridi, temiz denizi, muhteşem doğası ve tarihi yerleriyle Ege'nin inanılmaz bir köşesidir. Şehir merkezine sadece 35 kilometre uzaklıkta bulunan Urla, unutulmaz bir tatil için kapılarını açıyor.
İlçe, Çeşme, Seferihisar ve Karaburun gibi turistik yerlere çok yakındır. Kazılar sonucunda İskele Mahallesi'ndeki Limantepe Tümülüsü'nün MÖ 4000 yılına ait olduğu keşfedilmiştir. Ege Denizi'nin en eski limanı olan Limantepe ve antik çağda zeytinyağı üretimiyle bilinen Klazomenia, Urla'daki iki önemli yerleşim yeridir.Masmavi denizin tadını çıkarın!
Yaz aylarında Urla'yı ziyaret edecekler için, elbette, masmavi denizde yüzmekten daha güzel bir şey yoktur. Çeşmealtı, sadece plajları nedeniyle değil, İçmeler ‘deki termal kaynakları sayesinde de ilçenin en turistik noktasıdır. Mavi ve yeşilin birleştiği muhteşem doğasıyla Klizman Plajları da popüler destinasyonlardan biridir. Urla'daki tüm plajlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.
Urla, tarihi dokusu, sanat ve festivallerle dolu sokaklarıyla hem huzur hem de eğlence bulabileceğiniz bir yerdir. Urla, tarih meraklılarının ilgisini çekecek birçok yer ve yapıya sahiptir. 12 İyon şehrinden biri olan Klazomenai ve Liman Tepe kazı alanı listenin başında yer almaktadır. Erken Bronz Çağı'na kadar uzanan bu şehirde, MÖ 6. yüzyılda inşa edildiği düşünülen bir zeytinyağı üretim tesisi bulunmaktadır. İlçedeki Karantina Adası, dünyadaki üç kayıtlı karantina adasından biridir. Osmanlı döneminde bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için kullanılan ada, MÖ 2. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Antik amfitiyatro ve dalgasız antik plaj da görülmeye değerdir. Urla'nın köyleri de merkezi kadar güzeldir. Türkiye'de tiyatrosu olan ilk ve tek köy olan Bademler, yaklaşık 80 yıllık kütüphanesi ve oyuncak müzesiyle entelektüel bir zaman geçirmenizi bekliyor. Balıklıova köyü ise kristal berraklığındaki denizi, balık restoranları ve özel kurabiyeleriyle ünlüdür. İlçe merkezine döndüğünüzde, Sanat Sokağı'nı, tarihi Arasta'yı ve Malgaca Pazarı'nı ziyaret etmenizi öneririz. Kasaplardan katmer satıcılarına kadar birçok dükkânın bulunduğu kafe meydanında rahatlayabilir ve çayınızı yudumlarken büyülü atmosferin tadını çıkarabilirsiniz. Urla'nın Limantepe bölgesinde bulunan Urla Sualtı Müzesi, Türkiye'nin ilk sualtı müzesidir. İzmir'in en güzel plajlarından bazıları da Urla'da yer almaktadır; örneğin mavi bayraklı Kum Denizi Plajı, Çeşmealtı Mavi Plajı, Devlet Demiryolları Kamp Plajı, Demircili Koyu Plajı, Altın Köyü Plajı.
Akşam gezimizin son durağı Urla Sanat Sokağının tüm ihtişamını geride bırakarak otelimize doğru yola çıkıyoruz.
Akşam yemeği otelde.
Konaklama İzmir Park Inn By Radisson Hotel.
-
3. Gün
3.Gün Tur Güzergahı
Sabah kahvaltısını otelde yaptıktan sonra bavullarımızı da toplayarak Seferhisar Sığacık’a doğru yola çıkıyoruz.
Türkiye’nin Cittaslow şehirlerinden biri olan Seferihisar, sakin ve huzurlu tatil denilince ilk akla gelen yerlerden biri. Yerel ürünlerinin de ünlü olduğu Seferihisar; tertemiz plajları, mimarisi, doğası ve tarihi yerleri ile ön plana çıkıyor. Sığacık ise şehrin en popüler bölgesi. Ayırca Sığacık, Seferihisar’daki gezilecek yerlerin pek çoğunu sınırları içerisinde bulunduruyor.
Romantik bir filmin sahnelerinin çekilebileceği güzellikteki bu yer için Sığacık’ın merkezi diyebiliriz. Sığacık Kalesi’nin de bulunduğu bu güzel lokasyonda keşfedebileceğiniz çok keyifli sokaklar bulunuyor. Renkli panjurlu beyaz yapıları, yerel restoran ve marketleri ile öne çıkan Kaleiçi’nde keyifli bir yemek yiyebilir ve ortamın tadını çıkarabilirsiniz.
Öğle yemeğini Tekne içerisinde yiyeceğimiz, yaklaşık 2 saat sürecek olan Sığacık tekne turuna çıkıyoruz.
İzmir çıkışlı Sığacık tekne turu, yaz aylarında serinlemek, doğayla baş başa huzurlu bir gün geçirmek ve Ege’nin turkuaz sularında yüzmenin keyfini çıkarmak isteyenler için eşsiz bir deneyim sunuyor. Seferihisar’a bağlı, Ege’nin en özel sahil kasabalarından biri olan Sığacık, doğal güzellikleri ve sakin atmosferiyle günübirlik tekne turları arasında en çok tercih edilen rotalardan biridir.
Sabah saatlerinde Sığacık Limanı’ndan hareket eden tekne, gün boyunca bölgenin birbirinden güzel koylarında yüzme molaları vererek misafirlerine dolu dolu bir gün yaşatır. Tur boyunca ziyaret edilecek duraklar arasında Çamur Banyosu, Harabeler Koyu, Mağaralar, Papaz Boğazı, Taş Ada ve Akvaryum Koyu gibi doğa harikası noktalar yer alır.
Teknede geçen zaman boyunca, müzik eşliğinde eğlenceli anlar yaşanır, Ege'nin serin meltemiyle ferahlarken masmavi manzaraların tadına varılır. Öğle saatlerinde teknede sunulan zengin menü, günün enerjisini tazelerken Akdeniz esintili lezzetlerle unutulmaz bir öğle yemeği deneyimi sunar.
Tekne turunun ardından ilk durağımız yolumuzun üzerinde Meryem Ana Kilisesi.
Meryem Ana Evi, Selçuk’a 9 km. uzaklıktaki Bülbül Dağı üzerinde bulunmaktadır. İsa’nın ölümünden 4 ya da 6 yıl sonra St. John’un Meryem Ana’yı Efes’e getirdiği bilinmektedir. 1891 yılında Lazarist papazlar Alman rahibe A.Katherina Emmerick’in rüyası üzerine Meryem Ana’nın son günlerini geçirdiği evin araştırmalar sonunda bu ev olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu olay Hıristyanlık dünyasında yepyeni bir buluş olmuş ve tüm dünya din alemine ışık tutmuştur. Haç planlı ve kubbeli olan bu yapı daha sonra restore edilmiştir. Müslümanlarca da kutsal sayılan evde Papa VI.Paul’un 1967’deki ziyaretinden sonra her yıl Ağustos ayının 15. gününden ayinler düzenlenmekte ve bu ayinler büyük ilgi görmektedir. Efes antik kentin üst kapısının yanından geçilerek çıkılan Meryem Ana ören yerinde, küçük bir Bizans kilisesi bulunmaktadır. Burada İsa'nın annesi Meryem'in yaşadığına ve öldüğüne inanılır. Hristiyanlar tarafından kutsal sayılır ve ziyaret edilir, hastalara şifa aranır, adaklar adanır.
Turumuzun Meryem Ana Kilisesinden sonraki durağı Efes Harabeleri.
Doğu ile Batı arasında başlıca kapı durumunda olan Efes önemli bir liman kenti idi. Bu konumu Efes'in çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin başkenti olmasını sağlamıştır. Efes, antik çağdaki önemini yalnızca buna borçlu değildir. Anadolu'nun eski ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı da Efes'te yer alır. Efes'teki Artemis Tapınağı dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir. Efes Anadolu'nun batı kıyısında, bugünkü Selçuk ilçesinin 3 km uzağında bulunan, daha sonra önemli bir Roma kenti olan antik bir Yunan kentiydi. Klasik Yunan döneminde İyonya'nın oniki şehrinden biriydi. Kuruluşu Cilalı Taş Devri MÖ 6000 yıllarına dayanır. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğulları’nın merkezi olan Ayasuluk, 16.Yüzyıl’dan itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra Selçuk adını almış ve bugün 30.000 kişilik nüfusa sahip turistik bir yerdir. Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, İ.Ö. 4.bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamıştır. Efes tarihi boyunca birçok kez yer değiştirdiğinden kalıntıları geniş bir alana yayılır. Yaklaşık 8 km²lik bir alana yayılan bu kalıntılar içinde kazı-restorasyon ve düzenleme çalışmaları yapılmış, ziyarete açık olan bölümlerdir.
Efes Antik Kenti ziyaretimizin ardından Kuşadası’nda konaklama yapacağımız otelimize doğru yola çıkıyoruz.
Akşam yemeği otelde.
Konaklama Kuşadası By Karaaslan Inn Hotel.
-
4. Gün
4.Gün Tur Güzergahı
Otelde kahvaltı yaptıktan sonra çıkış işlemlerimizin ardından Şirince’ye doğru yol alıyoruz.
Tarihinin Milattan Önce 5. yüzyıla kadar dayandığı bu masalsı köy zamanında üst tabakadan ve varlıklı ailelerin yaşadığı bir yermiş. Bu insanlar Şirince’yi öylesine seviyorlarmış ki keşfedilip kalabalıklaşmasın diye bu güzelliği dillere destan köye Çirkince demişler. 1924’te gerçekleşen mübadeleden sonra köydeki Rumların yerini Selanik göçmeni Türkler almış. İzmir valisi köyü ziyaret ettiğinde köyün güzelliğinden o kadar etkilenmiş ki bu köye Çirkince demenin haksızlık olacağını düşünüp köyün adını Şirince olarak değiştirmiş.
1995 yılı ise Şirince için adeta bir dönüm noktası. Ünlü yazarlarımızdan Sevan Nişanyan 1995’te eşiyle birlikte Şirince’ye yerleştikten sonra Şirince Köyü’nün çehresi de usul usul değişmeye başlamış. Köydeki eski Rum evlerini yavaş yavaş restore eden yazar bu hamlesiyle Şirince’yi ülkemizin cazibe merkezlerinden biri haline getirmiş. O tarihten sonra turizm kulvarında da koşmaya başlayan Şirince’nin mimarı olan Sevan Nişanyan ise sit alanı olarak koruma altına alınmış Şirince’de izinsiz inşaat yaptığı gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmış.
Bugün Şirince ülkemizdeki ve İzmir’deki diğer köylerden oldukça ayrı bir konumda. Tarih ve estetiğin bir arada ilmek ilmek işlendiği bu masalsı köyde kendinizi çok farklı bir atmosferde hissediyorsunuz.
Şirince sokaklarında hediyelik eşyalar alabileceğiniz irili ufaklı birçok hediyelik eşya dükkânı bulunuyor. Bunun yanında Şirince’nin yerlileri olan sevimli ve güler yüzlü teyzeler evlerinin önüne tezgahlar açıyorlar. Bu tezgahlardan teyzelerin el emeği olan yelekler, patikler, oyalı yazmalar satın alabilirsiniz. Ayrıca bu tezgahlarda tarhana, erişte, reçel gibi ev yapımı ürünler de mevcut.
Şirince merkezindeki gezimizin ardından akşam Antalya uçuşumuz öncesi İzmir’de alışveriş merkezi ziyaretine doğru yol alıyoruz.Alışveriş merkezinde geçireceğimiz 2 saat serbest zamandan sonra Uçuşumuz için havaalanına doğru yola çıkıyoruz.
Antalya hava limanında bizi karşılayan Transfer araçlarımız ile Antalya ve Alanya bölgesi misafirlerimizi alarak turumuzu sonlandırıyoruz.
Bir dahaki turumuzda buluşmak üzere iyi günler dileriz.