-
1. Gün
1.Gün Tur Güzergahı
1.Gün
Alanya bölgesi misafirlerimizle sabah erken saatte Manavgat Akseki yolu kavşağında Antalya bölgesi misafirlerimizle karşılaşacağımız noktaya doğru yola çıkıyoruz.
Antalya Bölgesi misafirlerimizle birleştikten sonra Kapadokya Bölgesine doğru yola çıkıyoruz.
Sabah Kahvaltısı molasını Tınaztepe dinlenme tesislerinde veriyoruz.
Kapadokya, 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan bölgedir.
Kapadokya bölgesi tarih içerisinde çeşitli devlet, toplum ve önemli kişilerin adlarıyla anılan dönemler yaşamıştır. Kapadokya Bölgesi'nin tarihi M.Ö. 3000'lerde yaşamış Asur ticaret kolonileri ve Hititlere kadar gitmektedir. Kapadokya Bölgesi'ni üç ana dönemde incelemek mümkündür. Birinci dönem paleolitik, neolitik ve antik dönemlerdir. İkinci dönem Roma ve Bizans dönemleri ve son dönem Türk dönemidir.
Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine evler, kiliseler ve manastırlar oymuş bunları fresklerle süsleyerek binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.
Öğleden sonra Otelimize giriş işlemlerini yaptıktan sonra Rehberimiz ile lobide buluşup Göreme bölgesinde yapacağımız 2 saatlik At turu için At çiftliğine doğru hareket ediyoruz.Bu alan aynı zamanda bizim gün batımı güzelliğinde fotoğraf çekme alanımızı da oluşturmaktadır.
Kapadokya 2 saatlik at turu sırasında size eşlik edecek olan atlarımız bu turlara alışkın oldukları ve buna göre eğitildikleri için sizi tedirgin edecek ani hareketlerde bulunmazlar, size zorluk çıkarmazlar ve kendinizi güvende hissetmenizi sağlarlar. Uzman rehberlerimiz size ayrıca rota boyunca liderlik ederek sizleri araçların geçemediği patikalara, peri bacalarının eteklerine, yemyeşil bağların olduğu köylere at sırtında götürerek mevsim ne olursa olsun bu eşsiz güzelliklerin tadını çıkartmanızı sağlamaktadırlar. Kapadokya aktivitelerinden en popüler olanları arasındadır. Turlarımız vadilerin içerisinde yapılmaktadır. Özellikle de gün batımı turları hem fotoğraf çekmek için uygunluk hem de manzara açısından yüksek keyif vermektedir. Bu sebeple günbatımı sunset dediğim tur saatlerimiz sizlere güzel kareler çıkartabilir. Turlarımız sırasında ekip arkadaşlarımız sizlere bu konuda yardımcı olmaktadırlar.
At turumuzun ardından fotoğraf çekme saatimizi de tamamlayarak otelimize dönüş yapıyoruz.
Akşam yemeği otelde.
Konaklama Göreme Holiday cave Hotel
-
2. Gün
2.Gün Tur Güzergahı
Sabah Kahvaltısından sonra Rehberimizle birlikte aracımıza binerek,Kuzey Kapadokya Bölgesi günlük turumuza doğru yola çıkıyoruz. İlk durağımız Uçhisar Kalesi.
Roma döneminden beri oyularak içine çok sayıda oda, ev, sığınak, depo, sarnıç, mezar, mahzen yapılmış; Arap akınlarına karşı önemli bir savunma noktası olmuştur. Üzerinde saldırganlara karşı savunma amaçlı kullanılan büyük taş gülleler bulundurulmuştur. Hem bir gözetleme kalesi hem de savunma kalesi olarak kullanılan Uçhisar Kalesi, Selçuklu ve Beylikler döneminde de önemini korumuştur. (12-14'üncü yüzyıllar)
Genellikle beyliklerin sınır bölgesi konumunda olan kale, Selçukluların doğu sınırı, Karamanoğullarının ise doğu sınırı olmasından ötürü “Uçhisar” adıyla anılmaya başlamıştır. Bölgenin en yüksek noktalarına kurulmuş olan Başhisar (Ürgüp), Ortahisar ve Uçhisar Kaleleri Selçuklu Dönemi’nde Nevşehir’in üç önemli koruma noktasını oluşturuyordu. Bu dönemde bir “uç beyliği” konumundaki Uçhisar Kalesi’nin çevresinde yoğun bir nüfus yaşamaktaydı. Bu dönemlerde Kayseri Beyi’nin kardeşinin Uçhisar Beyi olduğu bilinmektedir. Osmanlı Beyliği’nin II. Bayezid ile birlikte bölgeye hakim olmasından sonra Uçhisar Kalesi’nin II. Bayezid’e teslim olduğu bilinmektedir. 1530 yılında yapılan ilk nüfus sayımında Uçhisar’da yaklaşık 3 bin kişinin yaşadığı tespit edilmiştir. 1960’lı yıllara kadar içinde ve etrafında yaşanmıştır.
Uçhisar Kalesi, birbirine bitişik iki sivri peribacasından oluşmaktadır. Halk arasında büyüğüne “Ağanın Kalesi”, küçüğüne “Çavuşun Kalesi” denilmektedir. Kale güneyden 50 metreyi, kuzeyden 100 metreyi aşan yapısıyla bir gökdeleni andırır.
Uçhisar Kalesi'nde günbatımını izlemek, tüm vadilerin aldığı kızıllığı, renk değişimlerini ve büründüğü atmosferi seyretmek insana ayrı bir keyif verir. Kapadokya’yı ziyarete gelen yerli ve yabancı tüm ziyaretçilerin Uçhisar Kalesi’ne çıkmadan yaptıkları Kapadokya gezisi eksik sayılır.
Göreme Açık Hava Müzesi turumuzun ikinci durağı.
Göreme Açık Hava Müzesi, M.S. IV. Yüzyıldan XIII. Yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği yapan bir yerleşim yeridir. Bir vadi oluşturan alanda, kaya blokların içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekanları oyulmuştur. Göreme Vadisi, manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul edilmektedir. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise ziyarete açıktır. Göreme Açık Hava Müzesi 6 Aralık 1985 tarihinden bu yana doğal ve kültürel varlık olarak UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.
Göreme Açık Hava Müzesinden sonra eski bir Rum köyü olan Çavuşin köyü ziyareti için yola devam ediyoruz.
Çavuşin Vadisi, adını bölgesinde bulunan Çavuşin Köyü'nden alır. İri kayaların arasına kurulmuş köy, köklü bir geçmişe ev sahipliği yapıyor. Tarihi 1. yüzyıla kadar uzanan köy, Roma saldırılarından kaçan Hristiyan keşişlerin yaşadığı bölgedir. Saldırılardan korunmak için kayaların içine yaşam alanları yapılmıştır. Yaşayanlar, verimsiz topraklar nedeniyle bacalardaki boşlukları açarak güvercin gübresi kullandılar. Bizans dönemi ile birlikte Hristiyanlık özgürce yaşanmış, Selçuklular'ın gelişiyle birlikte bölgede İslamiyet de yer almıştır. Kiliseler, manastırlar ve camiler inşa edildimiş, din kardeşliğinin temelleri atılmıştır.
Çavuşin Köyü'nde mutlaka ziyaret etmeniz gereken birçok dini yapı bulunmaktadır. Çavuşin Kilisesi, Haçlı Kilisesi, St. Jean Kilisesi, Üç Haç Kilisesi ve Vaftizci Yahya Kilisesi'ni mutlaka görmelisiniz. Bu kiliselerde asırlık freskler ve tasvirler yer alıyor. Bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olan bu kiliseleri gezerken farklı bir dünyaya adım atacaksınız.
Yöre halkının el işlerine tanık olacağınız seramik ve çömlek atölyeleri köyün başlıca geçim kaynaklarından biri. Bu atölyelerde çömlekçiliği deneyimleyebilir ve unutulmaz anılar yaşayabilirsiniz. Köy, Göreme'ye çok yakın bir konumdadır. Göreme-Avanos yolu üzerinde 2 km uzaklıktadır.
Bu Rum Köyü ziyaretimizden sonra Paşabağ (Keşişler)vadisine doğru yola çıkıyoruz.
Paşabağ Rahipler Vadisi, Paşabağlar vadisi ya da Paşabağ gibi farklı isimler ile anılan bu vadi, şapkalı peri bacalarının bulunduğu bir nokta. Bu şapkalı peri bacaları topluluğu o kadar güzel ve etkileyici bir manzara yaratıyor ki bu vadi de Kapadokya’da görmenizi önerdiğimiz yerler listesinde yerini alıyor.
Eskiden bu bölgede keşişlerin yaşadığı ve insanlardan uzak olmak amacıyla burayı seçtiği bilinse de günümüzde artık burası turistik bir lokasyon. Hal böyle olunca vadinin çevresinde sevdikleriniz için hediyelik eşyalar alabileceğiniz dükkanlar bulmanız da mümkün. Bölgede bulunan şapel ve kiliseler ise sahip oldukları hikayeleri ile oldukça meşhurlar.
Kızıl Vadi'nin muhteşem manzarasına sahip terasta geleneksel Türk yemekleri ile lezzetli bir öğle yemeği yiyeceksiniz.
Öğle yemeği molasından sonra, Devrent Vadisine doğru yola çıkıyoruz.
Hayal Vadisi de denilen Devrent Vadisi, Aşk Vadisi gibi Kapadokya’nın ünlü vadileri arasında bulunuyor. Bu güzel bölgede etkileyici bir gezi yapabileceğin Devrent Vadisi’nin en etkileyici saatleri ise genellikle gün batımı zamanları oluyor. Bu saatlerde güneşinin batışına peri bacaları da eşlik ediyor ve ortaya harika bir manzara çıkıyor.
Ayrıca Devrent Vadisi’ni rahatlıkla gezebilirsiniz. Çünkü burada yürüyüş parkurları oldukça güzel bir şekilde düzenlenmiş. Devrent Vadisi’nde gezerken bölgedeki tünelleri, kaya kiliselerini ve gizli mabetleri de ziyaret edebilirsiniz.
Devrent Vadisi ziyaretinden sonra, bugün ki turumuzun son ziyaret bölgesi Ürgüp Peri Bacalarına doğru harekete geçiyoruz.
Kapadokya deyince ilk akla gelen şey tabi ki de Peri Bacaları. Şehrin neredeyse her yerinde bir örneğini görebileceğiniz Peri Bacaları, Kapadokya’nın en etkileyici doğal oluşumlarının en başında geliyor. Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri şehirlerinde de örneklerini görebileceğiniz Peri Bacalarının en güzelleri ise Ürgüp, Göreme, Üçhisar, Ortahisar ve Ihlara Vadisi gibi noktalarda bulunuyor.
Kapadokya’nın en meşhur yerleri olan bu destinasyonları gezerken Peri Bacalarına şahitlik edebilir, buralar ile ilgili hikâyeler dinleyebilir ve harika fotoğraflar çekebilirsiniz.
Gün batımı fotoğraflarının ardından Ürgüp Peri bacalarından ayrılarak Göreme otelimize doğru yola koyuluyoruz.
Akşam yemeği otelde.
Konaklama Göreme Holiday Cave Hotel
-
3. Gün
3.Gün Tur Güzergahı
Sabahın ilk ışıklarında Balon turu için aracımızla yola koyuluyoruz. Balon uçuşuna katılmayacak fakat bu eşsiz görüntülerin fotoğrafını çekecek olan misafirlerimizi de yanımıza alıp Balon uçuş alanına doğru yola koyuluyoruz.
O günün hava koşullarına göre en uygun kalkış noktası belirlendikten sonra, misafirlerimizin ofisimizden kalkış alanına transferleri yapılır. Balonlar uçuş sırasında irtifası 5 metre ile 1000 metre arasında değişir. Balonlar; vadiler ve ilginç kaya oluşumlarının arasında süzülürken, yolcularımız bu olağanüstü panoramik manzaraya eşlik ederler. Balonlar rüzgâr yönünde hareket ettiklerinden, her uçuş tecrübesi bir diğerinden farklıdır.
Standart Programda uçuş keyfi 45 – 65 dakika civarındadır.
Kapadokya semalarındaki eşsiz uçuş deneyiminin sonunda yer ekibimiz; sıcak hava balonculuğunun tüm dünyada geleneği haline gelmiş olan şampanya kokteyli ve(ya) meyve suyu ile kek ikramı yapar.
Günün hatırası olarak tüm misafirlerimize isimlerine özel hazırladığımız sertifika verilir. Canlı çiçekler ile bezenmiş balon sepetinin önünde çekilen birkaç hatıra fotoğrafının ardından misafirlerimizin otellerine dönüşleri yine kendi konforlu araçlarımız ile sağlanır.
Otelde Balon turundan dönenlerin katılması ile sabah kahvaltısı yaparak, profesyonel Tur Rehberimizle birlikte Güney Kapadokya turu için yola koyuluyoruz.
Turumuzun ilk durağı Derinkuyu Yeraltı Şehri. Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu sayesinde inşa edilmiş sekiz katlı Derinkuyu Yeraltı Şehri, büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlardan oluşuyor. Bölgede bulunan bir diğer örnek olan Kaymaklı Yeraltı Şehri'nden farklı olarak Derinkuyu'da bir misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ilgi çekici bir kuyu da bulunuyor.
Derinkuyu'nun ilk yerlileri Asur kolonilerine kadar uzanıyor. II. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya'ya gelerek buraya yerleşmişler. Bölgedeki yeraltı şehirlerini kuran ilk Hıristiyanlar, girişleri kolayca fark edilemeyecek şekilde yapılmış bu şehirlerde saklanarak Romalı askerlerin zulmünden kurtulabilmişler. Yeraltı şehirlerinde uzun süre dışarı çıkmadan yaşamak zorunda kalabilecekleri için erzak depoları, havalandırma bacaları, şarap imalathaneleri, kiliseler, manastırlar, su kuyuları, tuvaletler ve toplantı odaları yaparak alanlarını genişletmişler. Birbirine bağlı odalardan oluşan bu şehirlerde bazı odalar ancak bir insanın geçebileceği kadar dar tünellerle birbirine bağlanıyor. Tünellerin giriş çıkışlarında güvenlik nedeniyle tüneli kapatmak için kullanılan büyük taş silindirler var.
Yaklaşık 1 saat süren Derinkuyu Yeraltı Şehri ziyaretimizden sonra Araçla 45 dakika alacak mesafede Ihlara Vadisi ziyaretimize doğru yola çıkıyoruz.
Dünyanın en büyük kanyonları arasında sayılan Ihlara Vadisi, Hıristiyanlığın kuruluş yıllarından beri önemli bir dini merkez oldu. 14 kilometrelik vadide sayısız kilise ve tarihi yaşam alanı var.
Asırlar önce Hasan Dağı’nın püskürmesiyle oluşan volkanik tabaka, doğa olayları ve Melendiz Çayı’nın aşındırmasıyla Ihlara Vadisi’ni oluşturdu. Yüksekliği 120 metreyi bulabilen bu büyüleyici kanyon, Ihlara Kasabası’nda başlayarak Belisırma ve Yaprakhisar üstünden Selime’ye uzanıyor. Kanyon boyunca akan Melendiz sebebiyle, bölgenin eski sakinlerine “dönerek akan suyun halkı”, yani “Peristremma” dendi.
Bölgede 4. yüzyıldan itibaren öncü Hıristiyan din adamlar yetişti. İlk akla gelenler, Mısır ve Suriye’den daha farklı manastır kuralları belirleyen Kayserili Basilius ve baba-oğul-kutsal ruh üçlemesine (teslis) yeni bir izah getirerek mezhep kuran aziz Nazianzoslu Gregorius. Kapadokya sınırları içinde yer alan Belisırma, Ihlara ve Gelveri’yi (Güzelyurt) kapsayan bölgede, 382 basamaklı merdivenden inip yemyeşil bir vadi tabanını takip edenler, pek çok kilise ve yaşam alanlarıyla karşılaşıyor.
Yörenin jeolojik özelliği sayesinde oluşan freskli kiliseler, manastır ruhuna uygun olarak kayalara oyuldu. 105 adet kiliseden 14 tanesi; yani Ağaçaltı, Sümbüllü, Yılanlı, Kokar, Prenliseki, Eğritaş, Direkli, Saint Georgeus, Karagedik, Ala, Bezirhane, Bahattin Samanlığı ve Batkın Kiliseleri ziyarete açık. Ihlara’ya yakın olanlarda Doğu etkisi gözlenirken, Belisırma civarındaki kiliselerde Bizans tipi duvar resimlerine rastlanıyor.
Tarihi önemi yanı sıra doğal güzelliğiyle de görenleri etkileyen vadinin başında yer alan Ziga Kaplıcası’nın şifalı sularından faydalanabilir, Belisirma Köyü’nde Melendiz Çayı’nın üzerine kurulan çardaklarda mola verebilirsiniz.
Öğle yemeği için vadide, nehir kenarında, yerel bir restoranda geleneksel Türk yemekleri ile 1 saat. Öğle yemeği mevsim meyveleri ile sona erecek.
Öğle yemeğinden sonra rehberimiz sizi eşsiz bir yer olan Yaprak Hisar’a götürecek. Konik peribacalarının en güzel örneklerini göreceksiniz. Alan Star Wars film setine çok benzediği için Yaprak hisar “Yıldız Savaşları Film Seti” olarak biliniyor.
Yaprakhisar Panoraması sonrası yolumuza Selime Katedrali ziyareti için devam ediyoruz.
Selime Katedrali iki katlı olarak inşa edilmiş, Kapadokya’nın en büyük katedralidir. Katedral VIII. yüzyıl ile XI. yüzyıl olarak tarihlenmektedir. Katedralde İsa’nın göğe çıkışı, Meryem gibi tasvirler vardır.
Selime katedrali ve manastırına çıkışta yüksek bir koridor karşımıza çıkar ki bu develerin çıkarıldığı kervan yolunun bir kısmıdır. Selime'de kurulan pazar nedeniyle, kervanlar Selime'ye gelmekte ve kervanların güvenliği için develer katedralin orta kesimine kadar çıkartılırdı. Bu kısmın üstüne de dinlenmek ve ibadet etmek isteyenler için Selime Katedrali ve Manastırı inşa edilmiştir. Katedral içindeki mutfak dikkat çekmektedir. Piramit şeklinde yapılan mutfakta etrafı aydınlatmak için kandil yerleri yapılmıştır.
Selime Kale Manastırı'nın en önemli özelliklerinden biri de bölgedeki din adamlarının yetiştirildiği mekân olmasıdır. Ayrıca ilk yüksek sesli ayin de Selime Katedralinde yapılmıştır.
Kayaların oyulmasıyla yapılan ve çoğu kilise olarak inşa edilmiş yapılar Bizans sanatının izlerini taşır. Ayrıca katedralin üst kısmının kale olarak inşa edilmesi dikkat çekmektedir.
Selime Katedrali ziyaretinin ardından sıra Güvercinlik Vadisi ziyaretinde.
Kapadokya'nın en tanınmış bölgelerinden biri olan Güvercinlik Vadisi, adını tarih boyunca burada yaşamış olan güvercinlerden alır. Bu ilgi çekici vadi, güvercinlerin bölgedeki öyküleriyle ünlüdür. Güvercinlik Vadisi'nde yürürken, kayalara oyulmuş olan güvercin yuvalarını görebilirsiniz. Vadinin etrafındaki kayaların arasında uçan güvercinlerle karşılaşmak, bölgenin özgün atmosferini keşfetmenizi sağlar. Kapadokya'nın doğal güzelliklerini gezmek isteyenler için Güvercinlik Vadisi, etkileyici manzarası ve tarihi dokusuyla mükemmel bir gezi noktasıdır. Vadinin sakin atmosferi ve güvercinlere özgü hikayeler, ziyaretçilere farklı bir deneyim sunar.
Kapadokya Güvercinlik Vadisi yürüyüşleri için oldukça ilginç bir durum daha söz konusu. Ziyaretçilerin gezisini kolaylaştırmak adına vadide kırmızıyla işaretlenen bölgeler bulunuyor. İki tane kör kol bulunan vadide eğer bu işaretleri alanlar takip edilmezse önünüze iki seçenek çıkıyor ya geldiğiniz yolu geri yürüyorsunuz ya da geziniz boyunca görüp görebileceğiniz en güzel manzaraya şahitlik ediyorsunuz. Bu nedenle geri dönmek zorunda kalmak istemeyen ziyaretçilerin gezerken bu kırmızı işaretli noktalara göre yürüyüşünü tamamlaması öneriliyor.
Turdaki son yer Uçhisar'daki oniks fabrikasını ziyaret olacak. Oniks, çeşitli renklere sahip ve farklı mineraller içeren volkanik bir taştır. Kapadokya volkanik bir bölge olduğundan bazı oniks kaynaklarına sahiptir. Fabrikada bir usta size oniks şekillendirmenin aşamaları hakkında bilgi verecek ve bir şekillendirme şovu izleyeceksiniz. Turumuz otele dönüş ile sona erecektir.
Akşam yemeği Otelde.
Konaklama Göreme Holiday Cave Hotel
-
4. Gün
4.Gün Tur Güzergahı
Sabah otelde Kahvaltıdan sonra çıkış işlemlerini yaparak dönüş yoluna doğru hareket ediyoruz.
Dönüş yolu üzerinde Kapadokya bölgesinin vazgeçilmezi olan Çömlekçilik konusunda bir görsel için Avanos Çömlek Fabrikası ziyaretinde bulunuyoruz.
Avanos'ta da Hititler ‘den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir. Bu el sanatı kavimden kavime, babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir. Avanos'un dağlarından ve Kızılırmak'ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklar elenir ve iyice yoğurularak çamur haline getirilir. Çark adı verilen ve ayakla döndürülen tezgah üzerindeki çamurun maharetle şekillendirilmesiyle istenilen çanak yapılmış olur. İşlik denilen atölyelerde üretilen çanaklar önce güneşte, daha sonra da gölgede kurutulduktan sonra, saman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 dereceden başlayıp 1200 derece sıcaklık arasında özenle pişirilir. Türkiye'nin en uzun nehri Kızılırmak, Avanos yakınlarında suladığı tüflü, killi topraklar nedeniyle eski zamanlarda adına yakışır bir kızıllığa bürünüyor. Barajlar yaptıktan sonra bu özelliği genelde yok olmuştur. Yörede yemek kapları, su testileri, kışlık yiyecek saklamak için çömlekler ve küpler, su küpleri tanınan çanak ürünleridir.
Çömlek Fabrikası ziyaretinden sonra yerel Halı Okulu ziyareti için yola çıkıyoruz.
Sevinçlerini ve üzüntülerini, satır satır okunacak muhteşem şifreler ve sihirli harflerle sabırla ve yorulmadan yazan yöre kadınlarının özgün Türk halı ve kilimlerini nasıl yaptıklarını izleme şansına sahip olacaksınız. Ayrıca ipeğin nasıl elde edileceği ve Türk halılarının tarihi konusunda bir uzman tarafından tam olarak bilgilendirileceksiniz.
Kapadokya halıları, özellikle Uzak Doğu’dan gelen turistler arasında popülerdir. Halı satın alıp fotoğraf çekmek isteyen turistlerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar son derece önemlidir. Sosyal medyanın gücü bu noktada da etkileyici olmaktadır; fotoğraf paylaşıldıkça Kapadokya’daki halı mağazaları da ziyaretçi akınına uğramaktadır. Halıların içindeki her desende dokumacıların duyguları ve hikayeleri gizlidir; bu renk ve desenlerin anlamlarını öğrenen turistlerin hayranlığı ise her geçen gün artmaktadır.
Ziyaretimizin ardından eşsiz bir bölge olan Kapadokya bölgesinden ayrılarak Manavgat Akseki yolu üzerindeki buluşma noktasına doğru yola çıkıyoruz. Buluşma noktasında bizi bekleyen transfer aracımıza Antalya bölgesi misafirlerimize bindirerek Alanya’ya doğru yola koyuluyoruz.
Turumuzun sonu.
Umarız turumuzu beğenmişsinizdir. Bir başka turumuzda buluşmak üzere iyi günler dileriz.